7 Haziran 2014 Cumartesi

YAĞMUR SONRASI (THE BUNGALOW) - SARAH JIO


Ne söylemem, nasıl başlamam gerek bilemiyorum. Tek bildiğim çok yoğun duygular içinde olduğum ve sizlere bir şekilde bunları anlatmak zorunda hissettiğim.

Sarah Jio sık sık adını duyduğum, övüldüğünü duyduğum bir yazardı fakat bugüne kadar hiçbir kitabını okumamıştım. Neden derseniz sanırım duygusal bir yapım var, dram beni çok yoruyor ve yıpratıyor sonra bir hafta moralim bozuk geziyorum, bu yüzden ne kadar övülürse övülsün elimden geldiği kadar okumamaya çalışıyorum. Bu yüzden şimdiye kadar tek bir John Green okumuş değilim, evet gerçekten durumum kritik.

Kitaptan size uzun uzun bahsetmek, her bir detayını anlatmak ve övmek istiyorum çünkü ben kitaplarda kusur bulmak konusunda asla zorluk çekmeyen biriyim. Kurgusunda, olay örgüsünde hiç bir şey olmazsa tekniğinde yahut yazım dilinde ama mutlaka hatalarını ortaya atar, ön plana alır ve irdelerim.

Bu kitap kusursuz, okuduğum insana dair olabilecek en dokunaklı hikayelerden biri. Savaşlar dünya tarihindeki gelmiş geçmiş en büyük ayıplardır. İkinci dünya savaşıysa bu ayıbın ayyuka çıktığı, insanlığın neredeyse bütün şerefini ayaklar altına alan bir daha asla tekrarlanmaması için dua etmemiz gereken kadar korkunç bir dönem.

Bütün bu korkuların içindeyse her zaman ileriye dönük bir umut var o da yine insanın ve insanlığın ta kendisi. Hayat bir şekilde baş gösteriyor ve metrelerce ötede bombalar patlarken bile mutluluk sizi bulabiliyor. Kitap bütün bu duyguları öyle başarıyla yansıtıyor ve size belki de hiçbir görsel sanatın sunamayacağı kadar gerçek bir anlatım yakalıyor.

Buraya kadar spoiler vermeden yazmak ve kitabı hakkında hiçbir şey bilmeden okumak isteyenlere de kendimi anlatmak için yoğun çaba harcadım, şimdi yazımın deli gibi spoiler içeren kısmına girmeden önce herkese alın, okuyun diyorum başka bu konuda söylebilecek bir şey bulamıyorum.

Kitabın içeriğinden devam edersek Anne amerikalı zengin bir ailenin güven içinde yetişmiş kızı. Histerik bir annesi, klasik bir babası ve zengin bir nişanlısı var. Nişanlısı Gerard C.E.O tadında ve çok zengin, ayrıcalıklı bir ailenin oğlu ama bütün bu sıfatlar Anne'in onu sevmesi için yeterli değil.

Böyle söylediğimde eminim ki  Gerard'ı iğrenç, kadınları kullanan, kendini bilmez, mirasyedi, duygusuz bir adam gibi düşündünüz ama hayır değil. Gerard Anne'e gerçekten değer veren ve ne kadar isterseniz isteyin kızamayacağınız, sempati duyacağınız bir karakter. Anne'e verdiği tavizler öylesine büyük ki insan Gerard'ın aşkına saygı duymadan edemiyor.

Anne genç ve güzel bir kadın, savaş zamanında, insanların açlıktan öldüğü bir dönemde ya da sadece inandıkları din yüzünden toplatılıp öldürüldüğü bir zamanda yaşayan biri içinde son derece ayrıcalıklı. Oysa Anne bu ayrıcalıklarından rahatsız ve korunaklı fanusundan çıkmak istiyor. En yakın arkadaşı Kitty'i bahane ederek mesleğini, hemşireliği yapmak üzere savaş bölgesine Bora Bora adalarına gidiyor. 2000 askerin olduğu bu adada elbette herkes gibi hayatı değişen Anne kan, acı, ölüm ve aşkla tanışıyor.

Olayların nasıl ilerlediğinden çok fazla bahsetmek istemiyorum bu yüzden şu kadarını söylemek zorundayım bu hikayede hiç kimse tek başına suçlu değildi. Anne aşkı için savaşabilirdi, Westry asla vazgeçmeyebilir isteseydi Anne'i bulabilirdi. Yaşananlar dokunaklı olsa da aslında herkesin birazda kendi tercihiydi. Yağmur sonrası 1940'larda geçen aşk, ihanet, arkadaşlık, insanlık ve savaş hakkında yazılmış, göz kamaştırıcı bir roman.

Keyifli okumalar..

9 yorum:

  1. yazdıklarının spoiler kısmını okumadan geçtim :) çünkü henüz yağmur sonrasını okumadım ama okumak için sabırsızlanıyorum ki yazında da zaten yeterince çekiyosun kitaba :) benim Sarah Jio ile tanışmam Mart Menekşeleri ile başladı tek kelime ile müthişti şimdi sırada Böğürtlen Kışı ardından Yağmur Sonrası olacak inş ;)

    YanıtlaSil
  2. Aynı zamanda okumuşuz kitabı :) Ben de bugün yorum yazdım. Çok güzeldi...

    YanıtlaSil
  3. Çok güzel tanıtıyorsun kitapları :)
    İnsanın hepsini okuyası geliyor :)

    YanıtlaSil
  4. sarah jio'nun 4 kitabını da okudum.
    bu hala en sevdiğimdir!

    YanıtlaSil
  5. Sana kesinlikle katılıyorum. Bende dramatik, sonu kötü biten, kahramanı ölen kitapları sevmeyen biriyim ve nedenlerimizde aynı. O yüzden de green okuma. O kadar inat ettim okumuyacağım diye ama elime geçince de dayanamayıp okudum. Hay okumaz olaydım. İşyerinde salya sümük ağladım. Herkes sordu (kolaysa söyle) yok bir şey diye geçiştirdim, laf anlamayan arkadaşa da kitabı verdim. İşin ilginç yanı oldukça ağlak olan bu arkadaş hiç mi hiç etkilenmedi iyi mi.

    YanıtlaSil
  6. Bende şuan son kitabı olan '' Son Kameya'yı '' okuyorum ve yazara hayran kaldım. 20 günde 3 kitabıda okudum. Kitabı okumaya başladınız mı zaten, sizi hikayenin içene alıp götürüyor. Ve benimde bu serinin içindeki tek favorim '' Yağmur Sonrası ''. Kesinlikle okunulması gereken bir kitap ;)

    YanıtlaSil
  7. merhaba saraj jıo cok iyi bır seçim olmus adını gorunce şaşırdım burada tesaduf şuki bende bu sabah cok gec kalarak bbasladıgım mart menekşeleri isimli kıtabını bitirdim ve ağladım sanırım yazarın her kıtabı mükemmel. ıstersen sanada hedıye edebılırım okumadıysan 3 gunde bıtırdım ben ve cok ilginc bır hıkayesı var.

    YanıtlaSil
  8. Hayatimda okudugum en ozel kitap.sonunun mutlu bitmesi içimde yasadigim en guzel zevkti elinizde 1 saniye bile birakamayacaginiz goz yaslarinizi asla tutamayacaginiz mucizevi bir kitap...
    Devamini bekliyoruz SARAH JIO

    YanıtlaSil
  9. Hayatimda okudugum en ozel kitap.
    Sonunun mutlu bitmesi olaylarin ozenle anlatilmasi yasadigim zevki hicbirseyde yasamadim...
    Hayatınızda okumaniz gereken mucizevi tek kitap.
    KITAPLARININ DEVAMINI HEYCANLA BEKLIYORUM SARAH JIO <3

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...