5 Eylül 2016 Pazartesi

ŞEYTANIN ELİ - JENNIFER McMAHON


Bugün sizlere "Şeytanın Eli" isimli kitaptan bahsedeceğim. Yine ofisteki boş günlerimden birinde okuduğum bir kitap. Önce çok istekli başlamadım açıkçası okumaya ancak kitap öyle güzel, öyle akıcı ve merak uyandırıcıydı ki bir solukta okudum diyebilirim. Ephesus yayınlarından çıkan kitabın yazarının okuduğum ilk kitabı. Kurgusal anlamda başarılı buldum. Bayağı karışık geldi ilk etapta okurken sürekli nasıl toparlayacak yazar bakalım duygusunu yaşadım.

Kitabımız değişik iki zamanda geçiyor. 1908 yılında ve günümüz şeklinde. Anlatıcılarımız da yine farklı 1908 yılında olanları (ve tabi günlüklerde yazanları) Sara ve Martin anlatıyor. Günümüz anlatıcıları ise Ruthie ve Katherine. O kadar güzel bir kurgu ile anlatılmış ki gerçekten türün seveni olarak mest oldum diyebilirim.

Şeytan Eli olarak tabir edilen bir kayalık var ve bu kayalığa yakın olan geniş arazi üzerinde bir ev. Uğursuz ve kötü olduğu iddia edilen bu kayalığa kimse yaklaşmak istememektedir. Evde yaşayan kişilerden biri de Sara karakteri.

Sara'yı doğururken annesi ölür. Annesinin ölümünü ona hissetirmeyen kişi teyzesidir. Teyze üzerine garip hayvan derilerinden giysiler giyen, tüyler takan garip büyüler vs. gibi işler ile meşgul olan biridir. Aynı zamanda babasıyla da ilişkileri vardır. Teyze dediği kadın ile esasında bir kan bağları yoktur. Ama Sara kendini bildi bileli teyzesi ona her şeyi öğreten ve hep yanında olan kişidir. Sara'nın günlük tutmak gibi bir huyu vardır. Üstelik bu günlükleri saklamak gelecek nesillere ulaştırma çabası içindedir.

Ruthie ise ergen bir genç kızdır. Kasabada bir süredir insanlar kaybolmakta ve bulunamamaktadır. Annesi de aniden ortadan kaybolunca beş yaşındaki küçük kardeşi ile başbaşa kalmıştır. İnsanlar iz bırakmadan öylece ortadan kaybolamazlar diye mantıklı bir şekilde düşünen Ruthie bazı ip uçlarına ulaşmıştır. Annesini bulmak için her parçayı birleştirerek sonuca ulaşmaya çalışan genç kız başarabilecek midir?

Katherine ölen kocasının son yolculuğunu yaptığı, son yemeğini yediği kasabaya taşınmıştır. İki yıl önce ölen çocuklarının ardından kocası Garry de son derece içine kapanık ve tuhaf davranmaya başlamıştır. Kocasının ölüm haberini aldığında garip bir kasabada, garip bir öğle yemeği yediğini kredi kartı ekstrelerinden öğrenir. Bu haberden sonra merakı iyice depreşir ve kasabaya taşınarak araştırmaya başlar. Ulaştığı bilgiler karşısında şaşkına dönmüştür.

Bütün bu insanların yolu bir gün bir şekilde kesişecektir. Hepsi birbiriyle bağlantılı ve herşey göründüğünden çok daha karmaşıktır. Yaşayan ölülere inanır mısınız?  Çok sevdiğiniz birinin hayata geri dönüşü için neleri feda edebilirsiniz? Hangi bedelleri ödemeye hazırsınız? Tüm bu sorulara yanıt aramaya başlıyor beyniniz bir noktadan sonra.

Tam bir fantastik gerilim diyebilirim. Gerçekten çok çok iyiydi. Okurken müthiş derecede keyif aldım ve bir solukta bitirdim. Herkese çok ciddi tavsiye ederim. Bazı paragraflarda kanınızın donduğunu hissedeceksiniz. Karı kocanın birbirinden nasıl da şüphelenebileceğini, insanların sevdiklerini geri getirmek uğruna nasıl şeylere katlanabilirler? Nasıl korkunç olaylara kalkışabilirler? Son derece beğendim ve tavsiye ederim arkadaşlar. Korku, gerilim, fantastik severlere için biçilmiş kaftan diyebilirim.

Herkese Keyifli Okumalar...

2 yorum:

  1. Geçmişle geleceğin iç içe geçtiği kitapları seviyorum ben, ayrı bir güzel oluyorlar.

    YanıtlaSil
  2. Sonbahar ve kış mevsimlerinde ağır kitaplarla boğuşurken zihnim, yaz aylarında heyecanlı kurgusuyla beni biraz daha rahatlatacak kitaplar arıyor gözlerim. Psikolojik gerilimleri seven bir okuyucu olarak kitaplar ilgimi çekti.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...