4 Ekim 2016 Salı

ÖLÜM ADASI - JOHN DIXON


Bugün sizlere benim için biraz da ilginç bir deneyim olan kitaptan söz etmek istiyorum. Normal şartlarda çok fazla şiddet içeren yayınları tercih etmem. Fakat bu kitap bir istisna oldu. Kapak tasarımı ve basımı zaten her zaman ki gibi mükemmeldi. Ee o zaman içerikten bahsedelim?

Efendim kitabımızın ismi "ÖLÜM ADASI". Kitabın yazarı John Dixon bir ortaokul öğretmeni, gençlik hizmetleri görevlisi ve aynı zamanda hapishane eğitmeniymiş. Eski bir boksör olduğunu da düşündüğümüzde kitabın içeriğiyle, mesleki olarak da  son derece örtüştüğünü zaten görebiliyoruz. Yani mesleki tecrübeleri ile hayalgücünü biraz harmanlamış gibi geldi bana. Yazım dili sade ve kolay anlaşılır.  Kitabın adından da anlaşılacağı gibi  suça bulaşmış kimsesiz yetimleri  bir adaya gönderiyorlar ve ıslah edilme bahanesi ile olmadık şeyler yaşatıyorlar. Türü konusunda biraz kararsız kaldım açıkçası. Bence macera ve bilimkurgu denilebilir. 

Carl Freeman kendini Robin Hood zanneden,  masumların koruyucusu olduğunu düşünen ve aynı zamanda boks şampiyonu, 16 yaşında bir çocuktur. Şimdi böyle söyleyince kulağa hoş geliyor olabilir ama neticede bu kadar şiddet eğilimli olması, öfke kontrol sorunu olması da gerçekten çok kötü. Anne ve babasını kaybettikten sonra koruyucu ailelerin yanında yaşamını sürdüren Carl sürekli başını belaya sokmaktadır. Öyle ki sırf küçük bir çocuk ile dalga geçtiler diye bir grup diğer  çocuğu döverek (ciddi bir dayaktan söz ediyorum çenelerinin kırılması falan) hakimin karşısına çıkması ile başlıyor kitap. Mahkeme sonucunda  Carl hakkında Feniks Adası'na gitme ve 18 yaşına kadar orada kalma cezası veriliyor. 

Bundan sonrası ise bir grup çocuğun adaya nakli ve sonrasında yaşananlar ile ilgili. Adada internet, telefon vs. gibi iletişim araçları yok bu arada. Görüş günü falan da yok. Dış dünya ile hiçbir bağ kurulmasına izin de yok. Getirilen  çocuk grubunun içinde her tür var. Yani katil, hırsız, çete mensubu, hatta çetenin tamamı ancak tek ortak özellikleri yetim olmaları. Zaten bu noktadan sonra adada tüm çavuşlar onlara "yetimler" diye hitap ediyor.  "Çavuşlar" kelimesinden de anlaşılacağı üzere adada tam bir askeri düzen ve disiplin hakim. Aslında buralar biraz klasik olmuş da denilebilir. Hani hep askeri hapishanelerde mahkumlara kötü ve katı davranırlar ya. Yok elli şnav çek, yok yüz mekik çek, on tur koş vs. gibi.  Aslında üzüldüğüm tek nokta çocuk yani Carl gerçekten adam olacağını falan düşünerek geldi o adaya. Yani geleceğini kurtaracağına, adanın ona iyi geleceğine olan inancı içimi acıttı.

Spoilere girmek istemediğim için biraz zorlanıyorum açıkçası. Ancak adada bir de kızlar grubu var. Ve tabi ki bu kızlardan birine yani Octavia'ya abayı yakan Carl bu kız için neleri feda edebilir? Hep birlikte öğreniyoruz. 

Şunu belirtmek isterim ki hiç ara vermeden okudum. Yani bir buçuk günde falan bitirdim kitabı. Kesinlikle akıcı ve durağanlaşma yok, hikayenin temposu hiç düşmüyor. Kolay çok kolay okuyabileceğiniz bir kitap.  Sadece içinde yer alan boks terimleri biraz fazla geldi bana. Yazarın eski boksör olmasına bağlıyorum bu durumu. Bazı bölümleri okurken tüylerim gerçekten diken diken oldu. Özellikle genç ve erişkin erkek okurlar için son derece tavsiye ederim. Hiç düşmeyen tempoda bir aksiyon ve macera başlıyor. Carl ile kendinizi özdeşleştiriyorsunuz. Yani ben bile kadın kadın okurken bayağı kaptırmışım kendimi. Şunu belirtmeliyim ki asla Octavia ile özdeşleşme yaşamadım okurken kendi içimde. 

Kitabımızın sonu biraz ters köşe yapıyor. Benim biraz içim burkuldu ama doğru olan son buydu. Böylesi gelişmeler yaşandıktan sonra farklı bitmesi zaten düşünülemezdi. Ayrıca bir kapı da açık bırakılmış bence. Yazar ikinci kitabı yazarak bir seri oluşturma fikrinde olabilir gibi geldi bana. 

Değişik bir deneyim yaşamak isteyen kadın okurlar ve yukarıda da belirttiğim gibi özellikle erkek okurlar için son derece tavsiye ediyorum. Özellikle okuma alışkanlığı edinememiş genç erkeklerin ilgilerini çekerek okumaya teşvik edecek bir yazın olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Eğer 17-18 yaşlarında okumayı sevmeyen bir oğlunuz, yeğeniniz vs. varsa düşünmeden hediye etmeniz gereken bir kitap.

Herkese Keyifli Okumalar...

1 yorum:

  1. Açlık oyunlarına benziyor anladığım kadarıyla...

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...