3 Aralık 2016 Cumartesi

BURADAYIM - CLELIE AVIT


İlginç olduğunu düşündüğüm ve bu nedenle okuma listemde üst sıralara yerleştirdiğim bir kitaptan söz edeceğiz bugün arkadaşlar. Kitabımızın adı "Buradayım" ve gerçekten orada olduğunu ifade edemeyen bir insanın çaresizliğini hissediyorsunuz.

Komadaki hastalar ile ilgili ne düşünüyorsunuz? Sizce etraflarında olup bitenden haberleri var mı? Duyabiliyorlar mı acaba? Düşünebilirler mi? Durum değerlendirmesi yapabilirler mi? Bu soruların yanıtını hiç düşünmemiştim kitabı okumadan önce. Ama eğer koma gerçekten kitapta işlendiği gibi bir durumsa inanın arkadaşlar tek kelime ile berbat bir şey...

Elsa ailesinin tüm karşı çıkmalarına rağmen dağcılık tutkusundan vazgeçmemiştir. Ve bir gün bir tırmanış esnasında tam da ailesinin korktuğu şey olur ve Elsa bir buzulun tepesinden aşağı düşer. Kurtarılır kurtarılmasına ama bilinci kapalıdır. Vücudundaki kırıklar yaralar şunlar bunlar tedavi edilir ancak Elsa bir türlü uyanmamaktadır. Doktorların da ümidi kalmamıştır artık Elsa'nın uyanacağına dair.

Thibault ise bambaşka bir nedenden ötürü hastanededir. Kardeşi alkollü bir şekilde araba kullandığı için iki lise öğrencisinin ölümüne neden olmuş ve kendisini de hastanelik eden bir kaza geçirmiştir. Thibault annesini ilk başlarda her gün sonra haftada birkaç gün hastaneye getirmekle yükümlüdür. Kendisi bu süreçte kardeşinin odasına bile girmemiştir. Annesinin tüm ısrarlarına karşın kardeşini bir türlü affedememektedir. Böyle sorumsuz bir davranış sergileyen kişi onun kardeşi olamaz kafasını yaşamaktadır. Şimdi değerli arkadaşlar şunu belirtmekte fayda var, kitap boyunca Thibault armut suyu içti. Evet yanlış okumadınız alkol ile ilgili ciddi takıntılı bir reddediş yaşıyor bence. Kardeşini de sırf bu yüzden hastalıklı bir şekilde reddediyor bence. 

Bir gün yine bu hastane ziyaretleri sırasında yanlışlıkla Elsa'nın odasına girer Thibault. Önce anlayamaz durumu ve hasta uyanmadan çıkmalıyım diye düşünürken. Elsa'dan etkilenir ve dosyasına bir göz atmaya karar verir. Ve gördükleri karşısında şoka girer. Elsa haftalardır hatta aylardır uyumaktadır. Sonra orada uyur kalır. Evet yanlış okumadınız hastanın odasında uyuyakalır ve Elsa'nın arkadaşları tarafından yakalanır. Bayağı ilginç diyaloglar var bu aşamalada. Tabi bir yandan Elsa'nın bakış açısı ile anlatılıyor olaylar. Anlatıcı bir bölüm Elsa diğer bölüm Thibault olarak planlanmış yazar tarafından.

Sonrasında ise bu bir ritüel halini alır bu ziyaretler ve Thibault için sürekli ziyaretler başlar. Hatta Elsa'yı yatağın yanına kaydırıp yanında uyumalar falan yani o derece. Bu kısım biraz rahatsız etti beni çünkü etik değil. Hiçbir şekilde seçme şansı olmayan, tercih hakkı olmayan, istemiyorum diyemeyecek,  komadaki bir hastanın ne hakla yanında yatılabilir mi? Hatta dokunulabilir mi her isteyen? Daha da ileri gidip öpülebilir mi? Yani hastane yönetiminin buna izin vermemesi gerekmez miydi? Biraz  bu etik değerleri, insan haklarını falan sorgulamama da neden oldu kitap açıkçası.

Efendim kitabın sonuna gelecek olursak biraz sanki okurun hayalgücüne bırakılmış diyebilirim. En azından ben öyle algıladım. Yani net davranmamış yazar çok yuvarlamış ve ucunu açık bırakmış. Finaller içinde en sevdiğim şekil diyemem bunun için. Ben netlikten yana olan bir okurum. Hikaye genel olarak bana Mark Levy'nin 'Keşke Gerçek Olsa' adlı kitabını hatırlattığından olsa gerek, yazar bu kitaptan biraz ilham almış gibi geldi bana. Uzun sözün kısası ilginç bir kitaptı. İlginç insan davranış şekillerine örnekler de vardı. Meraklısına tavsiye ederim. Merakla okuyorsunuz ve değişik bir zaman geçiriyorsunuz.

Herkese Keyifli Okumalar...

2 yorum:

  1. Bloğunu çok beğendim takibe aldım bana da beklerim
    https://netgaste.blogspot.com.tr

    YanıtlaSil
  2. çok ilgimi çekti, çok güzel bir yazı olmuş :) takibe aldım sizi de beklerim:)

    https://cikolataliguzelliknotlari.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...